Trafik Kazaları ve Sigorta Hak Arama

Trafik ve İş Kazalarında İhtiyati Haciz

Güncellenme: Nov 24, 2025 • İbrahim CİNBAŞ 90 görüntülenme
Trafik ve İş Kazalarında İhtiyati Haciz

Trafik ve İş Kazalarında İhtiyati Haciz

Trafik ve iş kazaları, mağdurlar ve yakınları için hem manevi hem de maddi açıdan büyük kayıplara yol açar. Özellikle ölüm veya ağır yaralama ile neticelenen iş kazaları ile trafik kazalarında, manevi tazminat, destekten yoksun kalma tazminatı, tedavi ve cenaze giderleri gibi yüksek tazminat kalemleri ortaya çıkar. Bu tazminatlara hükmedilse bile, borçlu şahıs ya da şirketlerin malvarlığını devretmesi ya da kaçırması durumunda alacağın tahsilinde ciddi riskler doğabilir. İşte bu noktada ihtiyati haciz, tazminat alacağının dava sonuçlanıncaya kadar güvence altına alınmasını sağlayan en etkili geçici hukuki koruma yolu olarak ortaya çıkmaktadır.

 

İhtiyati Haciz Nedir? Trafik ve İş Kazası Tazminatlarında Neden Önemlidir?

 

İcra ve İflas Kanunu’nun 257/1. maddesi, rehinle teminat altına alınmamış ve muaccel hâle gelmiş para borçları için ihtiyati haciz talep edilebileceğini düzenler.

Trafik veya iş kazasına dayalı tazminat davaları, haksız fiilden kaynaklı davalar olarak kabul edilmekte olup esasen olay günü itibarıyla zarar ortaya çıkmış olduğundan, mağdurlar veya yakınları açısından, dava dilekçesi ile takdiren teminatsız olarak yahut uygun bir teminat karşılığında ihtiyati haciz talep edilmesi mümkündür.

 

İhtiyati haciz özellikle şu durumlarda önem kazanır:

Borçlu şahıs ya da şirketin aracını, taşınmazını veya diğer malvarlıklarını devretme ihtimali varsa,

Tazminat alacağının ileride riske girebileceği düşünülüyorsa,

Kazanın sonucu ciddi bir zararın oluştuğu veya kusur oranının yüksek olduğu somut belgelerle ortaya konulmuşsa,

Tazminatın icra aşamasında tahsil edilememe ihtimali bulunuyorsa.

Bu yönüyle ihtiyati haciz, tazminat alacağının korunması, mağdurun ekonomik kaybının güvence altına alınması ve icra sürecinde hak kaybı yaşanmaması için kritik bir koruma sağlar.

 

Mahkemelerin Yaklaşımı: Yaklaşık İspat Yeterlidir

 

Uygulamada bazı yerel mahkemeler, tazminat miktarının belirli olmaması veya kusur oranının tartışmalı olması nedeniyle ihtiyati haciz taleplerini reddedebilmektedir. Ancak ihtiyati haciz için aranan koşul tam ispat değil, yaklaşık ispattır.

Bölge adliye mahkemesi kararlarında, özellikle ölümlü ve yaralamalı trafik kazaları ile benzer durumdaki  iş kazalarında ihtiyati haczin kabul edilmesi yönünde istikrarlı bir yaklaşım bulunmaktadır.

 

Nitekim, davacı vekili olarak tarafı olduğumuz bir dava dosyasında, (T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi – Dosya No: 2024/191 – Karar No: 2024/283) yerel mahkemenin ihtiyati haciz talebini reddetmesi üzerine yapılan istinaf incelemesinde; trafik kazası tespit tutanağı ile sürücünün asli kusurlu olduğu, desteğin olay yerinde hayatını kaybettiği, bu nedenle davacıların en az bir miktar tazminat alacağının kuvvetle muhtemel olduğu tespit edilmiştir. Bu bulgular doğrultusunda mahkeme, ihtiyati haciz şartlarının oluştuğunu belirterek, dava değerinin %10’u oranında teminat yatırılması koşuluyla davalıya ait araç üzerine ihtiyati haciz uygulanmasına karar vermiştir.

 

Sonuç: Tazminat Alacağının Güvencesi İçin İhtiyati Haciz Vazgeçilmezdir

 

Görüldüğü üzere, trafik ve iş kazalarından doğan tazminat alacaklarının korunması açısından ihtiyati haciz büyük önem taşımaktadır. Hem mal kaçırma riskinin önlenmesi hem de mağdurun ileride hak ettiği tazminatı sorunsuz şekilde tahsil edebilmesi için ihtiyati haciz talebi, özellikle ciddi bedeni zararların oluştuğu kazalarda son derece etkili bir hukuki araçtır.

 

Yaklaşık ispatın yeterli olması, mağdurların yargı sürecinde hak kaybı yaşamadan alacaklarını güvence altına almasını sağlar. Bu nedenle, trafik ve iş kazası mağdurlarının hukuki süreçlerde ihtiyati haciz taleplerini gecikmeden mahkemeye sunması, tazminat haklarının korunması bakımından büyük önem taşımaktadır. 

Aksi durumda trafik kazaları veya iş kazaları gibi ciddi tazminat taleplerinin gündeme geldiği uyuşmazlıklarda, uzun zaman alan yargılamalar sonunda davacıların zararlarının tazmin edilememesi olasılığı oldukça yükselmektedir.