İsviçre ve Türk Hukukunda Milletlerarası Miras Hukuku
1. Giriş
Günümüzde kişilerin birden fazla ülkede
yerleşim yeri edinmesi, çalışma ve yatırım faaliyetlerini sınır ötesine
taşıması, miras hukukunu da kaçınılmaz olarak uluslararası bir nitelik
kazandırmıştır. Özellikle Avrupa’da uzun süredir yaşayan Türk vatandaşlarının
hem İsviçre’de hem de Türkiye’de malvarlığı bulundurması, ölüm sonrasında hangi
ülke hukukunun uygulanacağı, hangi mahkemenin yetkili olacağı ve saklı pay
kurallarının nasıl işletileceği gibi sorunları gündeme getirmektedir. Bu
çalışma, İsviçre’de vefat eden ve her iki ülkede de malvarlığı bulunan bir
kişinin mirasının, İsviçre ve Türk hukukları bakımından karşılaştırmalı olarak
incelenmesini amaçlamaktadır.
2. Milletlerarası Miras Hukukunda Uygulanan Sistemler ve
Genel Çerçeve
Milletlerarası miras hukukunda temel olarak
birleşik ve bölünmüş olmak üzere iki farklı sistem benimsenmiştir. Birleşik
sistemde murisin tüm dünya üzerindeki malvarlığı tek bir hukuka tabi
tutulurken, bölünmüş sistemde taşınır ve taşınmaz mallar bakımından farklı
bağlama kuralları uygulanmaktadır. İsviçre hukuku, kural olarak birleşik
sistemi benimsemekte ve mirasın bütünlüğü ilkesini esas almaktadır. Buna
karşılık Türk hukuku, taşınmazlar bakımından lex rei sitae ilkesini
benimseyerek bölünmüş miras sistemini uygulamaktadır (MÖHUK m.20).
3. İsviçre Hukukunda Mirasa Uygulanacak Hukuk
İsviçre milletlerarası miras hukuku,
Federal Milletlerarası Özel Hukuk Kanunu’nda (PILA/IPRG) düzenlenmiştir. Bu
Kanun uyarınca mirasa kural olarak murisin son yerleşim yeri hukuku uygulanır.
Bu yaklaşım, terekenin tek bir hukuka tabi olmasını sağlayarak uygulamada
yeknesaklık ve öngörülebilirlik sağlamayı amaçlamaktadır. Ayrıca İsviçre
hukuku, murise belirli şartlar altında vatandaşı olduğu ülke hukukunu mirasına
uygulanmak üzere seçme imkânı tanımaktadır.
4. Türk Hukukunda Mirasa Uygulanacak Hukuk
Türk hukukunda mirasa uygulanacak hukuk,
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 20.
maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre murisin taşınır malları millî hukukuna,
Türkiye’de bulunan taşınmaz malları ise doğrudan Türk hukukuna tabidir. Bu
düzenleme, Türk hukukunda bölünmüş miras sisteminin açık bir göstergesidir.
Yargıtay uygulamasında da, Türkiye’de bulunan taşınmazlar bakımından Türk
hukukunun uygulanmasının zorunlu olduğu istikrarlı biçimde kabul edilmektedir.
5. Karşılaştırmalı Değerlendirme ve Somut Olay İncelemesi
Türk vatandaşı olan ve son yerleşim yeri
İsviçre’de bulunan bir murisin, İsviçre’de banka hesapları ve Türkiye’de
taşınmaz malvarlığı bulunduğu varsayımında, her iki ülke hukukunun eş zamanlı
olarak uygulanması söz konusu olacaktır. İsviçre hukuku murisin tüm
malvarlığına uygulanabilirken, Türkiye’deki taşınmazlar bakımından Türk
hukukunun uygulanması zorunludur. Bu durum, özellikle uygulamada, aynı tereke
hakkında iki farklı hukuk düzeninin etkili olmasına ve uygulamada karmaşık
sonuçların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
6. Sonuç
İsviçre ve Türk hukuklarının milletlerarası
mirasa yaklaşımı arasındaki temel fark, biri birleşik diğeri bölünmüş sistemin
benimsenmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Bu farklılıklar, özellikle iki ülkede
malvarlığı bulunan kişiler açısından ciddi hukuki riskler doğurabilmektedir. Bu
çerçevede murislerin hayattayken miras planlaması yapmaları, vasiyetname
düzenlemeleri ve mümkünse hukuk seçimi yoluna gitmeleri büyük önem
taşımaktadır. Bu sebeple de hem Türkiye hem İsviçre hukukuna hakim, miras hukukunda uzman bir avukatlık ofisinden profesyonel destek alınması önem taşımaktadır.